• 4443777
  • Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


atopik dermatitAtopik dermatit sanayileşmiş toplumlarda önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkarken, gelişmekte olan ülkemizde ise sıklığı giderek artış göstermektedir.

Atopik dermatit, kronik seyirli, kaşıntılı bir deri hastalığıdır. Her yaşta görülebilmekle birlikte hastaların %90’nında 5 yaşından önce, %50’sinde ikinci aydan sonra başlamaktadır. Çocukluk çağının en sık rastlanan kronik deri hastalığıdır.

Hastalığının sıklığı ikinci dünya savaşından sonra giderek artmıştır. Sanayileşme, kentleşme ve iklim değişiklikleri hastalığın sıklığını etkilemektedir. Ülkemizde ise 6-13 yaş arası çocuklarda %4,3, 10-11 yaş arası çocuklarda % 8,1 oranında görülür.

Hastalık çevresel ve genetik faktörlerin etkileşimi sonucu gelişmektedir. Ailede allerji olmaı önemli bir risk faktörüdür.


Hangi yaşta olursa olsun yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Her iki ebeveynde de allerji varsa risk üç katına çıkmaktadır.

Atopik ekzama bebeklik, çocukluk ve erişkin dönemde seyri ve klinik özellikleri ile farklılıklar göstermektedir. Bebeklikte daha kızarık, sulntılı, yüz ve kol-bacak dış yüzüne yerleşmiş deri belirtileri varken, yaş ilerledikçe deri kalınlaşır, kabalaşır ve renk koyulaşır. Daha çok göz kapakları, diz-dirsek iç yüzleri ve boyuna yerleşir. Her dönemde deri kuru ve kaşıntılıdır. Olguların %20 ile 30’unda iki yaşın sonunda deri lezyonları geriler.

Kaşıntı, en önemli bulgudur. Akşama doğru, terleme ve yünlü kıyafetlerin giyilmesiyle artış gösterir.

Hastalığın şiddetine, yaşa ve yaygınlığa göre dışardan ilaçlar, ağızdan ilaçlar veya güneş ışınları ile tedavi (fototerapi) uygulanabilir. Tedavi edilmezse enfeksiyon eklenebilir.

Bebeklik döneminde anne sütünün koruyucu olabileceği düşünülmektedir. Korunmada en önemli nokta alerjen ve tahriş edici maddelerden kaçınılmasıdır. Kimyasallar, alkalin sabunlar, ev tozu akarları bunların başında gelmektedir. Bu konuda mutlaka hekime danışılmalıdır.

Deriyi düzenli nemlendirmek büyük önem taşır. Günlük 10-20 dakikalık ılık banyo sonrası ilk üç dakika içinde derinin nemlendirilmesi, derinin bariyer fonksiyonunu ve nem oranını arttırır. Köpük banyolarından ve kokulu banyo tuzlarından kaçınılmalıdır. Klorlu havuzlarda yüzülmesi, sıcak jakuzilere girilmesi deride irritasyonu arttırır. Kıyafet olarak yünlü ve sentetik kıyafetlerden kaçınılması ve pamukluların giyilmesi önerilmektedir.


  Prof. Dr. Sibel Alper

VKV Amerikan Hastanesi Dermatoloji Kliniği, Nişantaşı - İSTANBUL

  444 3 777   |     info@sibelalper.com.tr

Copyright © 2018 Prof. Dr. Sibel Alper. Tüm Hakları Saklıdır.

Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez.
Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.
Sitemizde anlatılan tüm cerrahi işlemler hastane ortamında uygulanmaktadır.